Totaliterliğin Başka Bir Biçimi: Konformizm

    (…) Konformizmin ya da “politik olarak doğru”nun yasasının, demokrasiyi başlangıçtaki hedefinden, yani, özgür ve çeşitlilik arz eden bir kamusal tartışmanın egemen olduğu çoğulcu bir toplum tesis etme hedefinden -demokrasiyi tek düşüncenin beşiği haline getirmek adına- nasıl saptırabileceğini incelemeye çalışacağız. Liberal düşünürlerin amacı, demokrasiyi totaliter eğilimlerinden uzaklaştırmak ve onu başlıca ideallerinden biri olan özgürlüğe…

Pierre Leroux’da “insan” ve “yurttaş”

Aşağıdaki metin, Laurent Fedi’nin Le Télémaque dergisinin 2001 yılında yayımlanmış 19. sayısında yer alan ve  Fransız filozof Pierre Leroux’da “insan” ve “yurttaş” kavramlarını incelediği çalışmasından seçilmiş kısa bir bölümün çevirisidir.  *** Görünüşe göre, Leroux’da “yurttaş” sözcüğünün iki kullanımına karşılık gelen iki ayrı anlam fark edebiliyoruz. “Yurttaş” dar anlamda, siyasî-tüzel bir varlığı, eşit oldukları ilan edilmiş…

İnsanlar kimliklere tutunuyorlar… karşılaşmaya karşıt bir dünya bu – Alain Badiou ile görüşme

Clement Petitjean 14 Nisan 2014 Filozof Alain Badiou‘yu yalnızca —çoktandır Maoist olan— bir politik aktivist veya bir polemikçi —kısa kitabı Sarkozy’nin Anlamı ismini genel kamuoyuna taşımıştı— olarak görmek hata olur. Filozof olmanın yanısıra matematikçi, romancı ve oyun yazarı, belli ki o her şeyden önce karşılaşmaların insanı. Çıktılarının zenginliği buna tanıklık etmekte. Bu sayede Aşka Övgü’yü kuramladı ve yakın…

Sosyal Bilimler ve Gelecek

Şiddetin yükselişi, nüfusların yaşlanması, etnik çatışmaların artışı, gezegenin ısınması: bu sorunlar, sıklıkla yanlış anlaşılmış sosyal bilimler için, faydalarını ispatlamak adına bir şans. Ancak öncelikle değişmeliler mi acaba? Daha iyi bir dünyanın hayalini kurmak yasak değil, ki sosyal bilimler bize tam da bu hususta yardımcı olmaya çalışmakta. Kentler nasıl daha ahenkli kılınmalı, suç nasıl azaltılmalı, ırkçılık…

Toplumsal şizofreninin masum bireysel halleri: Siyaset-etik ilişkisi ve yozlaşma*

  Yazan: Doç. Dr. Güncel Önkal Uygarlığımızın bastırmaya dayalı, şiddeti kendinden menkul, yıpratıcı/yıkıcı bir uygarlık olduğunu söyleyen Freud’u ve Fromm’u dinlersek, üstüne Marcuse’un teknoloji ile “tek-boyutlu” hale getirilmiş ve bastırılmış benliklerimizin kamusal alanda kendisini artık tam anlamıyla gösteremeyeceği gerçeğini de eklersek halimizi birazcık kabullenmiş oluruz. Bu gerçeği felsefi olarak meşrulaştırmanın adına çağımızda “etik” diyoruz. Ahlaki…

Mikroagresyon Üzerine

*Rebecca A. Clay’in Ocak 2017 tarihli ve http://www.apa.org/monitor/2017/01/microaggressions.aspx linkli yazısını çevirdim. **Bu metni çevirmemi önerdiği ve yaptığı özenli son okuma için sevgili Canan Coşkan’a teşekkürler!   “Saçına dokunabilir miyim?” “Bu çok gay.” “Biraz kilo versen güzel olurdun.” Mikroagresyonlar, baskın olmayan bir grup hakkında olumsuz bir mesajın, kasıtlı veya kasıtsız olarak iletildiği kısa ifadeler veya hareketlerdir ve çoğu insan…

Slavoj Žižek – Kadın sorunu, tam keyif ve lathouse’lar

  Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.   Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir…