Sosyal Bilimler ve Gelecek

Şiddetin yükselişi, nüfusların yaşlanması, etnik çatışmaların artışı, gezegenin ısınması: bu sorunlar, sıklıkla yanlış anlaşılmış sosyal bilimler için, faydalarını ispatlamak adına bir şans. Ancak öncelikle değişmeliler mi acaba? Daha iyi bir dünyanın hayalini kurmak yasak değil, ki sosyal bilimler bize tam da bu hususta yardımcı olmaya çalışmakta. Kentler nasıl daha ahenkli kılınmalı, suç nasıl azaltılmalı, ırkçılık…

Toplumsal şizofreninin masum bireysel halleri: Siyaset-etik ilişkisi ve yozlaşma*

  Yazan: Doç. Dr. Güncel Önkal Uygarlığımızın bastırmaya dayalı, şiddeti kendinden menkul, yıpratıcı/yıkıcı bir uygarlık olduğunu söyleyen Freud’u ve Fromm’u dinlersek, üstüne Marcuse’un teknoloji ile “tek-boyutlu” hale getirilmiş ve bastırılmış benliklerimizin kamusal alanda kendisini artık tam anlamıyla gösteremeyeceği gerçeğini de eklersek halimizi birazcık kabullenmiş oluruz. Bu gerçeği felsefi olarak meşrulaştırmanın adına çağımızda “etik” diyoruz. Ahlaki…

Mikroagresyon Üzerine

*Rebecca A. Clay’in Ocak 2017 tarihli ve http://www.apa.org/monitor/2017/01/microaggressions.aspx linkli yazısını çevirdim. **Bu metni çevirmemi önerdiği ve yaptığı özenli son okuma için sevgili Canan Coşkan’a teşekkürler!   “Saçına dokunabilir miyim?” “Bu çok gay.” “Biraz kilo versen güzel olurdun.” Mikroagresyonlar, baskın olmayan bir grup hakkında olumsuz bir mesajın, kasıtlı veya kasıtsız olarak iletildiği kısa ifadeler veya hareketlerdir ve çoğu insan…

Slavoj Žižek – Kadın sorunu, tam keyif ve lathouse’lar

  Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.   Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir…

Cumhuriyet ve Demokrasi

Cumhuriyet ve demokrasi kavramları, etimolojik açıdan aynı olguya atıf yaparlar. Cumhuriyet, “halka ait olan” (res publica) anlamına gelirken, demokrasi “halkın iktidarı”nı ifade eder. Bu yakınlık ancak aynı olmama, iki kavramın tarihsel serüveni içinde birbirlerine yaklaşıp uzaklaşmalarının ipucunu verir. Esasında demokrasi bir yönetim biçimiyken, cumhuriyet bir devlet biçimidir. Cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının her ikisi de Antikçağ’ın…

Jacques Rancière ve Politika

Ranciere için politika, temel düzeyde estetikle ilgili ontolojik bir meseledir: Politikanın temelinde zamanın ve mekanın, görülür ve görünmezin, söz ve gürültünün dekupajı olarak estetik bir paradoksal açığa vurma / yarılma bulunur. Polis düzeninde (işlevlere ayrılmış ve hiyerarşik bir organizma olarak tasvir edilen korporatist toplum tasavvuru) sayıma dahil edilmeyenlerin, görünür olmayanların kendilerini – temsiliyet bağını da…

Kısa Rusya Tarihi (Başlangıcından 18.Yüzyıla)

Aşağıdaki bilgiler Boris Kagarlitsky’nin Çevrenin İmparatorluğu (Phoenix Yayınları) kitabından derlenmiştir : Rusya’nın bilinen tarihi 5.yüzyılda bugünkü Balkan topraklarından Karadeniz’in kuzeyine (Ukrayna) gelen Slav kabilelerinin birleşmesiyle başlamıştır. İlk Rus devleti 9.yüzyılda, bugünkü Norveç ve İsveç halklarının kökenini oluşturan Normanlar ve Vikinglerin Bizans ile Baltık Denizi arasındaki ticaret yollarını işgal etmesi ve Slav topluluklarıyla birleşmesi sayesinde kuruldu.…