Claude Lefort ve Demokrasi

Fransız düşünür Claude Lefort için siyaset, tarihsel-toplumsal bir varlık olan insanın tarihi yapma alanıdır; siyaset moderniteyle birlikte dinden bağımsız ve toplumsal sistemde özerk bir alan haline gelmiştir. Bunun nedeni, din ve dünya işlerinin ayrılmaya başlamasından doğan modernitenin, Lefort’un “demokratik devrim”  adını verdiği gelişmelere yol açmasıdır. Demokratik devrim, Lefort’un “kesinlik işaretlerinin yok oluşu” dediği ve iktidarın…

Fenomenolojiye Giriş (Notlar)

– Fenomenoloji, psikolog Brentano ve matematikçi-filozof Husserl’in çalışmalarına dayanır. Fenomenolojide ‘seçimli yönelimlilik’ kavramını geliştiren Brentano’dur. Ona göre, her bilinç edimi bir nesneye yönelim ve seçimi içerir. Düşünülen şey nesnenin fenomenidir yani, o nesnenin bilincimde işlem gören korelatıdır. Düşünülen şey de aslında düşüncenin kendisinden başka bir şey olamaz. – Husserl’e göre, fenomenoloji bitmiş, tamamlanmış bir felsefe…

Sartre ve Camus’de Saçma Kavramı

Saçma (absürd), felsefede varoluşçuluğu karakterize eden bir kavram olarak, Sartre’da insan yaşamı ve varoluşunun anlamsızlığı, Camus’de ise bize eylemden başka bir seçenek bırakmayan durumumuzun tutarsızlığı olarak ortaya çıkar. Sartre, iki tür saçmadan söz eder; birincisi, şeylerin oldukları gibi olmaları ve bunun dışında bir şey olmamaları; ikincisi, şeylerin olumsal (contingent) olmaları yani zorunlu olmamalarıdır. Sartre için…

Leo Strauss ve Politik Felsefe -2-

Leo Strauss’a göre, felsefenin politizasyonu, yani filozofun mağaranın dışına çıkarak hakikati aramaktan vazgeçip, mağaranın içini tanzim etme (yeni bir politik düzen icat etme) adına düşüncelerini kamusal bir güç kılma çabası, olan ile olması gereken arasındaki uçurumun derinliğinden duyulan rahatsızlıktan doğar. Modernitenin ilk dalgası içinde yer alan düşünürler (Machiavelli, Hobbes ve Locke) insanın politik yaşamını akıl…

Leo Strauss ve Politik Felsefe -1-

Leo Strauss, modern politik felsefe geleneğini modernleşme dalgaları olarak adlandırdığı üç düşünce çizgisi bağlamında ele alır. Machiavelli ile başlayan, Hobbes ve Locke’un düşüncelerinde sistematik hale gelen ilk dalga, liberalizm ile neticelenir. İlk dalgaya tepki olarak Rousseau ile başlayan ve Hegel’in tarih felsefesiyle en belirgin biçimine kavuşan ikinci dalga, komünizme kapı açar. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinde…

Kültür ve İktidar

“Kültür, insanlar arasındaki iletişimin ve etkileşimin zeminidir ama aynı zamanda bir tahakküm kaynağıdır. Dil, din ve bilim başta olmak üzere bütün simgesel sistemler, gerçeklik algımızı ve davranışlarımızı şekillendirerek toplumsal hiyerarşilerin tesisine ve idamesine katkıda bulunurlar. Kültür, bireyleri ve grupları kurumsallaşmış hiyerarşilere bağlayan pratikleri dolayımlar ve iktidar ilişkilerini doğallaştırır. Dahası, siyasal çekişmeler kültürel formlar kılığında temayüz…

Deleuze, Proust ve Aşk

“Âşık olmak, taşıdığı ya da yaydığı göstergelerle (signs) birisini bireyselleştirmektir. Bu göstergelere duyarlı olmak, bunların çıraklığını yapmaktır. Dostluğun gözlemlerle ve sohbetlerle beslenmesi mümkündür, fakat aşk sessiz yorumlardan doğar ve onlarla beslenir. Âşık olunan kişi deşifre edilmesi, yorumlanması gereken bir dünyayı şart koşar; bunlar âşığı kuşatır ve hapseder. Âşık olmak, âşık olunan kişinin işaret ettiği, yansıttığı…