Siyasal Demokrasi

Hakim liberal düşüncede demokrasi ya çeşitli grupların önceden tanımlanmış ve birbirine karşıt çıkarları arasında karşılıklı olarak verilen ödünler yoluyla sağlanan optimal bir çözüm seçeneği (Hayek, Popper) ya da taraflar arasında diyalojik bir şekilde yürütülen rasyonel bir mutabakat sürecinin kurumsallaşması olarak görülür (Habermas). Demokrasi bu iki görüşün ötesinde esasen “siyasallaşma” denilen olguya dayanır. Siyasallaşma, aynı zamanda,…

Kavram Seti ve Teorik Belirlemeler -1-

Virtüel : Deleuze’ün terminolojisinde “sanal” anlamına gelmekten çok, sözcüğün Latince kökeni olan virtus (kuvvet/erdem) anlamından türetilmiştir ve şeylerin sayesinde farklılaşıp, bilinebilir ve algılanabilir (aktüel) hale geldiği saf kuvvetler (vektörler) ve ilişkiler (idealar ve tekillikler) alanına gönderme yapar. İnsan… kendi ördüğü anlam ağlarına (kültür) takılmış bir hayvan (Clifford Geertz) Yaşam, saf içkinliktir ; iyinin ve kötünün…

Claude Lefort ve Demokrasi

Fransız düşünür Claude Lefort için siyaset, tarihsel-toplumsal bir varlık olan insanın tarihi yapma alanıdır; siyaset moderniteyle birlikte dinden bağımsız ve toplumsal sistemde özerk bir alan haline gelmiştir. Bunun nedeni, din ve dünya işlerinin ayrılmaya başlamasından doğan modernitenin, Lefort’un “demokratik devrim”  adını verdiği gelişmelere yol açmasıdır. Demokratik devrim, Lefort’un “kesinlik işaretlerinin yok oluşu” dediği ve iktidarın…

Fenomenolojiye Giriş (Notlar)

– Fenomenoloji, psikolog Brentano ve matematikçi-filozof Husserl’in çalışmalarına dayanır. Fenomenolojide ‘seçimli yönelimlilik’ kavramını geliştiren Brentano’dur. Ona göre, her bilinç edimi bir nesneye yönelim ve seçimi içerir. Düşünülen şey nesnenin fenomenidir yani, o nesnenin bilincimde işlem gören korelatıdır. Düşünülen şey de aslında düşüncenin kendisinden başka bir şey olamaz. – Husserl’e göre, fenomenoloji bitmiş, tamamlanmış bir felsefe…

Sartre ve Camus’de Saçma Kavramı

Saçma (absürd), felsefede varoluşçuluğu karakterize eden bir kavram olarak, Sartre’da insan yaşamı ve varoluşunun anlamsızlığı, Camus’de ise bize eylemden başka bir seçenek bırakmayan durumumuzun tutarsızlığı olarak ortaya çıkar. Sartre, iki tür saçmadan söz eder; birincisi, şeylerin oldukları gibi olmaları ve bunun dışında bir şey olmamaları; ikincisi, şeylerin olumsal (contingent) olmaları yani zorunlu olmamalarıdır. Sartre için…

Leo Strauss ve Politik Felsefe -2-

Leo Strauss’a göre, felsefenin politizasyonu, yani filozofun mağaranın dışına çıkarak hakikati aramaktan vazgeçip, mağaranın içini tanzim etme (yeni bir politik düzen icat etme) adına düşüncelerini kamusal bir güç kılma çabası, olan ile olması gereken arasındaki uçurumun derinliğinden duyulan rahatsızlıktan doğar. Modernitenin ilk dalgası içinde yer alan düşünürler (Machiavelli, Hobbes ve Locke) insanın politik yaşamını akıl…

Leo Strauss ve Politik Felsefe -1-

Leo Strauss, modern politik felsefe geleneğini modernleşme dalgaları olarak adlandırdığı üç düşünce çizgisi bağlamında ele alır. Machiavelli ile başlayan, Hobbes ve Locke’un düşüncelerinde sistematik hale gelen ilk dalga, liberalizm ile neticelenir. İlk dalgaya tepki olarak Rousseau ile başlayan ve Hegel’in tarih felsefesiyle en belirgin biçimine kavuşan ikinci dalga, komünizme kapı açar. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinde…