Kitap tanıtımı: Seçmeler – Gaston Bachelard

gb

Kitabın Künyesi:

Kitabın Adı: Gaston Bachelard – Seçmeler

Türü: Seçki/Derleme

Çeviren ve Derleyen: Afşar Timuçin

Yayınevi: Remzi Kitabevi

Sayfa Sayısı: 120

Basım Tarihi: 1988

Gaston Bachelard ve Kitap Hakkında Notlar:

     → 1884-1962 yılları arasında yaşamış olan Fransız düşünür Gaston Bachelard, 1930 yılında (kırk altı yaşında) Dijon Edebiyat Fakültesi’nde felsefe profesörlüğü alana kadar, uzun yıllar Posta ve Telgraf İdaresi’nde çalışmış ve ardından da  liselerde fizik ve kimya öğretmenliği yapmıştır.1912’de Matematik Bilimleri dalında yükseköğrenim diploması alan Bachelard, felsefe çalışmalarına 1919 yılında başlamış, 1927 yılında “Essai sur la connaissance approchée” (Yaklaşık Bilgi Üstüne Deneme) başlıklı teziyle Sorbonne’da felsefe doktoru unvanını almıştır. Bachelard ayrıca bu çalışmasıyla, pozitif bilimlerin geliştirilmesi için çaba harcayan bilim adamlarına, Paris Bilimler Akademisi tarafından verilen Gegner Ödülü’nü kazanmıştır.

     → Epistemoloji teriminin, bilgi teorisi anlamının dışına çıkıp, artık bilim felsefesi ya da bilime dayalı bir felsefe anlayışını ifade etmesine yönelik girişimleriyle Fransız felsefesine katkıda bulunmuş olan Gaston Bachelard, 1930’lu yıllarda Sorbonne’da bilim tarihi ve felsefesiyle uğraşan bir ekibin üyesi olarak Fransız epistemolojisinin yöntem ve kavramlarının şekillenmesinde belirleyici rol oynamış, Georges Canguilhem (1904-1995), Louis Althusser (1918-1990) ve Michel Foucault (1926-1984) gibi filozoflar için daima bir referans noktası olarak kalmıştır.

     → Çok geç bir tarihte akademisyen olmasına rağmen oldukça üretken olan Bachelard, yirmi üç kitap kaleme almış ve bunların sonuncusu hariç tamamını sağlığında yayımlamıştır. Eserlerine göz atıldığında Bachelard’ın akademik ilgisinin, kabaca 1932’de yayınlanan L’Intuition de l’instant (Zaman Sezgisi) adlı çalışmasına kadar fizik ve kimya üzerine yazılan salt bilimsel konulara yönelikken özellikle 1934 basımlı Le nouvel esprit scientifique (Yeni Bilimsel Tin) adlı eseriyle birlikte salt bilimden bilim felsefesine doğru bir dönüşüm geçirdiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan Bachelard’ın düşün hayatı iki döneme ayrılabilir. Ne var ki onun, bilim felsefesi yapmaya başladığı ikinci dönemi de, felsefi temalarla birlikte yoğun olarak estetik ve edebi temaları işleyişi nedeniyle, kendi içinde “edebi” ve “bilimsel” olmak üzere iki alt dönemde ele alınabilir.

     → Bachelard, teknik ve bilimsel atılımların temelinde hesaplayan aklın, ratio’nun yerine düş gücününün daha önemli bir role sahip olduğu görüşündedir. Çünkü ona göre insan bir teknik veya bilimsel atılımı, yarar ya da doğruluk güdüsünden çok düş gücüne dayalı bir “ilgi” ile gerçekleştirir. Bu görüşünü temellendirmek için, onun verdiği örneklerden biri şöyledir: Tarihöncesi insanın ilk denize açılma deneyimi salt akılsal doğruluk veya yararlılık temelinde gerçekleşmemiştir, çünkü insan ne o kadar kusursuz bir akla sahiptir ne de kendisi için yararlı olanı kolay keşfedebilir. Zira “hiçbir yararlılık dalgalarla çarpışma riskini göğüslemeyi meşrulaştırmaz. Denize atılmak için güçlü bir ilgi odağı gerekir.” İşte bu ilgi odağı rasyonel veya yararcı değil, insana riski göze aldıran hayali, masalsı bir ilgi odağıdır.

     → Bachelard, özellikle Yeni Bilimsel Tin (Le nouvel esprit scientifique, 1934) adlı çalışmasında açıkladığı gibi, bilimsel kuramın salt verilerle belirlenmediği, fakat yaratıcı bir girişim olduğu düşüncesi ile günümüzün önemli bilim felsefecileri olan Thomas Kuhn ve Paul Feyerabend’i önceler. Doğal olan, yapay olandan her zaman daha zengin olduğu için, modern bilim doğanın üretkenliğiyle yarışırcasına sürekli deneyler “inşa etmek”, “kendisini bir anlamda doğaya karşı kurmak” zorundadır; bilimde yaratıcılık tam da bu nedenle kaçınılmazdır. Bachelard’ın öncelikli amacının, bilim insanlarının, nesnel ve rasyonel olduğu varsayılan bir bilimsel faaliyette bulunurken dahi farkında olmaksızın takındıkları bilinçdışı, öznel tutumlara dikkat çekmek ve bunları bizzat bilim insanlarının kendilerine göstermek olduğu görülmelidir.

     → Yöntem varlığı tanımlar; varlığa göre yöntem seçilmez. Yani bilimsel kavramlar veya daha genel olarak kuramlar, “şeyler” ya da fenomenler karşısında önerilen kavramlar veya kuramlar değildirler; “şeyler”e dair eski bilim anlayışlarıyla girişilen “polemikler” sonucunda üretilirler. Eski bilimlerin yeni sorulara yanıt veremedikleri, yanıtı bulmakta tıkanıp kaldıkları noktalarda karşılaşılan engelleri aşmak için zihin hem yeni bilimsel kavramlar hem de bu kavramlara uygun fenomenler üretir. Bu üretme faaliyeti aslında kolektif bir onayla gerçekleşir, diğer bir deyişle toplumsal bir üretim söz konusudur. O halde bilimsel deney kavramı, kimi zaman indirgendiği “yalnız ve dâhi bilim adamı figüründen kurtarılıp, ait olduğu toplumsallık içinde değerlendirilmelidir”.

     → Bilimsel bilginin olmazsa olmaz koşulu olarak ifade edilen “nesnellik”, Bachelard’a göre, a priori bir veri değildir, bilakis öğrenilen, üstelik de güçlükle öğrenilen bir şeydir. Bu anlamda ona göre bilimsel hakikat, ne doğanın gerçekçi bir taklidi, bir resmedilişidir, ne de toplumsal uzlaşının bir ürünüdür. Bachelard’a göre : “Gözlem, [olguya] bakmadan önce düşünmeyi, en azından ilk bakışı yeniden düzenlemek için bir dizi tedbiri [Fr. précautions] gerektirir, ki sonuç olarak ilk gözlem hiçbir zaman en iyi gözlem olmaz. Bilimsel gözlem her zaman tartışmacı bir gözlemdir; önceki bir tezi, bir şemayı, bir gözlem planını ya onaylar ya da çürütür; ispatlayarak/kanıtlayarak [Fr. démontrer] gösterir [Fr. montrer]; görünüşleri hiyerarşik sıraya sokar; dolaysız olanı [Fr. immédiat] aşar; önce şemayı/ taslağı [Fr. schéma] sonra da gerçekliği [Fr. réel] yeniden-kurar.” (Yeni Bilimsel Tin)

     → Özetlersek, Bachelard, bilimin yalın gerçekçilikten hareketle anlaşılamayacağının yanı sıra ideal bir çerçevede kalarak da tam manasıyla yapılamayacağını savunur; o, modern bilimi anlamak için ne değişmeyen, mutlağı arayan idealist bilimi ne pozitivizmi ne de Husserlci fenomenolojiyi bir seçenek olarak görme yanlısıdır. Ona göre bilim ne birini ne de ötekini dışta bırakan iki uçlu, diyalektik bir etkinlik olmalıdır. Ancak bu sayede üretilen bilgi, ayağı pratiğe basan bir bilgi olabilir. Bunu gerçekleştirmek için Bachelard’ın önerdiği çözüm, “bilimsel kavramların tarihsel oluşumunu inceleyen tarihsel epistemoloji”dir. Bachelard için tarihsel epistemolojinin iki türlü anlamı ve görevi vardır: 1) bilimsel kavramların incelenmesini ve eleştirilmesini merkeze alan yeni bir akılcılık; 2) bu akılcılığın ürettiklerini kolektif ve tarihsel kimliğiyle kabullenecek, kısacası bir pratik olarak kavrayacak “inşacı” [Fr. constructiviste] bir epistemolojiyi temel almak. 

Hazırlayan: Göker Makaskıran