Spinoza ve Deleuze’den İlhamla: İçkinlik Düzlemi

Spinoza’nın, töz – öznitelik (attributum) – varolma biçimleri (modus) kavram üçlüsü Deleuze’ün “içkinlik düzlemi” (plane of immanence) anlayışının temelini oluşturur. Spinoza’da varlık hiyerarşi içermez – töz, dağılarak (clinamen) modus’lara yerleşmiştir; bu yüzden bütün içinde “namevcut neden” (absent cause) olarak merkezsiz yapıya hayat verir. İçkinlik düzlemi bu merkezsiz yapının adıdır. İçkinlik düzleminde tekillikler (singularity) varolma eğilimlerinin…

“Histerinin Ruh Sağaltımı”nda Dil ve Anlatısallık -III-

XI Freud, ruhsal malzemenin katlandığı bu iki biçim ile ilgili olarak sağaltım esnasında temalar oluşturmak diye bir işleme başvurduğunu söyler. Buna göre temalar, “benzer anılar[ın] doğrusal [lineer, kronolojik] diziler halinde derleme biçimindeki gruplamalar”dır (339). Anlatım kuramının terimleri ile konuşacak olursak, Freud’un buradaki işlemi, aynı çatı kavram [cover word] altındaki çekirdeklerin [kernels] bir araya getirilmesidir (Barthes,…

Carl Schmitt’in Liberal Demokrasi Eleştirisi

Carl Schmitt, liberal demokrasiyi eleştirirken liberalizm ve demokrasi kavramlarını birbirinden ayırır ve demokrasiyi kendine özgü biçimde tanımlar: Demokrasi temelde halkın türdeşleşmesi ve temsilinden ibarettir. Schmitt, liberal demokraside temsil kavramının somutlaştığı mekan olarak parlamentonun yerine halkın temsilini Führer’de (lider ya da şef) arar. Bunun nedeni parlamentarizmin kamusallık ve müzakereden oluşan iki temel özelliğini kaybetmiş olmasıdır. Parlamentolar…

Çeviri: Modernizmin Merkezi Sorunu – Alain Badiou

Bugün ben şöyle dile getirirdim: Siyaset güç alemi değildir, düşünce alemidir. Dönüştürmeyi amaçlamaz; önceden formüle edilemeyen imkanlar yaratmayı amaçlar. Siyaset durumlardan çıkarsanamaz, çünkü durumları siyaset tayin eder. Peki bu eleştirel arkaplan üzerinde Lyotard neyi görünür kılar? “Bir başka dispositif” dediği şeyi. Ve bunun Kapital bakımından “ne diyalektik ne eleştirel, ama eş-imkanlı bir ilişki içinde” durduğunu söyler.…

“Histerinin Ruh Sağaltımı”nda Dil ve Anlatısallık -II-

VI Psikanalizin bu çabasını olanaklı kılmada ve sonuç almasını sağlamada belki de en önemli role sahip olan soykütüğün -ki anlatı kuramcılarının öykü dedikleri bir bağlılaşımlar ağıdır bu- Freud’un külliyatı içindeki belki de en erken tarihli tanımına gene bu metinde rastlıyoruz. “Normal egodan daha aşağı olması gerekmeyen bir zekanın egemenliği” (338) diye bahseder bundan: “Hastanın bilincinin…

Foucault’nun Marksizm Eleştirisi Hakkında Kısa Bir Not

Foucault’nun Marksizm’e getirdiği eleştiri üç meselede yoğunlaşır: İdeoloji/bilim ayrımının ve yanılsama olarak ideoloji yorumunun dayandırıldığı realist-materyalist epistemolojinin reddi, tarihin öznesi olarak işçi sınıfı anlayışının reddi ve determinizm sorunsalının (altyapı-üstyapı modeli) reddi. Foucault’nun Marksizm içinde çok yönlü nedensellik (overdetermination) modelini ileri sürmek (Althusser’in yaptığı gibi) yerine Marksist determinizm sorunsalından koptuğunu söyleyebiliriz. Foucault’nun iktidar/erk çözümlemesi topografik altyapı-üstyapı…

İnceleme/Yorum: “Histerinin Ruh Sağaltımı”nda Dil ve Anlatısallık -I-

I Breuer ile birlikte 1895’te yayınladığı Histeri Üzerine Çalışmalar’ın tek başına kaleme aldığı ”Histerinin Ruh Sağaltımı” bölümünde Freud, daha önce yine Breuer ile birlikte yazdığı Ön Bildiri’de (1893) açıklanan ruhsal düzeneğin histeri için tipik olamayacağını ve kendini giderek nevrozların nedenbilimi (etiyoloji) ve düzeneği ile ilgilenir bulduğunu söyleyerek (Freud, 1895: 307), bir bakıma Breuer ile görüş…