İnceleme/Yorum: Gianni Vattimo’nun Penceresinden Nietzsche ve Heidegger’in Felsefelerinde Nihilizm

nihe

Nihilizm tartışması bakımından Nietzsche ve Heidegger’in önemi, iki düşünürün idealist felsefeye yönelik mesafeli tutumlarından kaynaklanır. Bu nedenle her iki düşünür de nihilizmi, Batı düşünce tarihinde uzun bir süre hakimiyetini sürdürmüş olan idealizmin bir sonucu ve sonu olarak teşhis edebilmişlerdir. Gianni Vattimo’nun işaret ettiği üzere, idealist felsefeden kopuş, belirli bir tarihsel sürecin sonunda gerçekleşebilmiştir. Varlık’ın sabitliğinin çözülmesi, kısmen ve ancak 19.yy. metafizik tarihselciliğinin büyük sistemleri içinde olmuştur. Bu sistemler Varlık’ı “olan” bir şey olarak değil, “oluş” olarak anlamışlardır. Fakat metafizik tarihselcilik oluşun belirli bir ideal istikrarı muhafaza ettiğini, zorunlu ve bilinen ritimlere göre vuku bulduğunu kabul ederek, idealist düşünceyle olan ilişkisini sürdürmüştür. Buna karşın Nietzsche ve Heidegger Varlık’ı olay olarak algılamışlardır.

Vattimo’ya göre, hem Nietzsche hem de Heidegger için Varlık’tan söz edebilmemiz, bizim ve Varlık’ın hangi noktada olduğunun bilinmesine bağlıdır. Varlık olayından başka bir şey olmadığı için ontoloji de (Varlık’a ilişkin bilgimiz de), durumumuzun yorumundan başka bir şey değildir. Vattimo, Varlık’ın kendimizde tecrübe ettiğimiz olayının, bizim ve Varlık’ın tarihselleşmesine bağlı olduğuna dikkat çekerek, Nietzsche ve Heidegger’in tarihsel Varlık nosyonlarıyla idealist felsefenin (metafizik düşüncenin) ötesinde bir konuma sahip olduklarına işaret eder. 

Vattimo’ya göre, Nietzsche ve Heidegger’in metafizik karşısındaki konumu, bir “aşma” veya onun “üstesinden gelinmesi” şeklinde nitelenemez. Zira aşma ve üstesinden gelme kavramları, modern düşüncenin ilerleme mantığının içinde kalmayı ifade eder. Metafizik düşünce ile ilişkili konumlarını anlamada her iki düşünür için de müracaat edilebilecek kavram verwindung kavramıdır. Söz konusu kavramın Almancadaki iki karşılığı, iyileşme (bir şeyin tesirinden kurtulma) ve eğip bükmedir. İlk anlamıyla düşünüldüğünde metafizik, ne bir fikir gibi terk edilebilen ne de artık inanmadığımız bir şeydir. Bilakis metafizik, tıpkı bir hastalığın bizde kalan izleri veya teslim olduğumuz acı bir olaydır. Kavramın çarpıtma anlamı ise, metafiziğe sadece teslim olunmayacağına, metafiziğin aynı zamanda bir değişim imkanını da içerdiğine işaret eder. Vattimo, Nietzsche ve Heidegger’in Varlık yorumları arasında var olduğunu düşündüğü benzerlik ilişkisinden hareketle, her iki düşünürün nihilizm yorumlarının da benzer olduğunu iddia eder. Buna göre, Nietzsche’nin güç istencinde, “insanın merkezden x’e doğru yuvarlandığı durum” şeklindeki belirlemesiyle, Heidegger’in,“içinde Varlık’tan başka hiçbir şeyin kalmadığı süreç” seklindeki belirlemesi temelde aynıdır. Vattimo, her ne kadar, Heideggerci tanımın insanın Varlık’ı unutmasına göndermede bulunduğunu kabul etse de, bunun, nihilizmin, insanın unutulan fakat yok olmayan Varlık’ın sağlamlığına sığınarak katlanabileceği bir bilgi aldatmacası olduğu anlamına gelmediğine dikkat çeker. Vattimo, iki düşünürün nihilizm yorumları arasındaki benzerliğin daha iyi anlaşılabilmesi için, Heidegger’in Varlık’ın değere indirgenmesi şeklinde yapmış olduğu nihilizm tanımındaki değer kavramının, mübadele değeri olarak yorumlanmasını önererek, Heidegger’in tanımını, Varlık’ın mübadele değerine indirgenmesi biçiminde yeniden formüle eder. Vattimo’ya göre, Nietzsche’nin, yüce değerlerin değersizleşmesi tanımının, değer kavramını değil, yüce değer kavramını devre dışı bıraktığını ve böylece değer kavramının, gerçek anlamını, yani dönüşebilme ve sonsuz değişebilme kapasitesini ele geçirdiği düşünüldüğünde, Nietzsche ve Heidegger’in nihilizm tanımları, nihilizmin, kullanım değerinin mübadele değerine dönüşmesi şeklindeki tanımında bir araya gelmiştir. 

Vattimo’nun, Batı düşünce tarihi içindeki konumları ve nihilizm yorumları bakımından Nietzsche ve Heidegger’in düşünceleri arasında önemli benzerlikler bulunduğuna ilişkin tespitini önemseyip kabul etmekle birlikte, onun, iki düşünürün nihilizm yorumlarının aynı şeye tekabül ettiği yolundaki değerlendirmesi tartışmalıdır. Vattimo’nun bu değerlendirmesi, onun, Nietzsche ve Heidegger’i, kendisinin de benimsemiş olduğu postmodern perspektifin kurucuları olarak görme eğiliminden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Vattimo, nihilizmi bir fırsat olarak telakki eden postmodern anlayışa paralel bir şekilde, Nietzsche ve Heidegger’in nihilizme ilişkin yorumlarını değerlendirirken, onların, nihilizmin sorun teşkil eden mahiyetine yönelik düşüncelerinden ziyade, nihilizmin sunmuş olduğu fırsatlara işaret eden değerlendirmeleri üzerinde durur.

Vattimo’nun düşünce izleği dikkate alındığında Nietzsche ve Heidegger, herhangi bir hakikat nosyonuna sahip olmayan nihilist düşünürler olarak karşımıza çıkarlar. Bu noktada Vattimo’ya şu itirazlar yöneltilebilir: İlk olarak, Nietzsche ve Heidegger, nihilizmi bir fırsat olarak görüp onaylasalar da, onun, kesintisizce kendini devam ettirecek olan bir süreç olduğu kanaatinde değildirler. Bu anlamda iki düşünür de nihilist olarak nitelenemez. Nietzsche, üst insan nosyonuna bağlı olarak yeni değerlerin yaratılması yoluyla nihilizmin üstesinden gelinebileceğine işaret ederken, Heidegger, insanın Varlık’la, Varlık’ın, onun mahiyetinde kendini ifşa edeceği bir ilişki kurmasıyla birlikte nihilizmin ötesine geçilebileceğine dikkat çeker. İkinci olarak Vattimo, Heidegger’in nihilizm tanımının anlam içeriğini, Nietzsche ve Heidegger’in nihilizm yorumlarını özdeş kılacak biçimde yorumlamak suretiyle değişikliğe uğratır. Vattimo’nun, temel aldığı Varlık’ın değere indirgenmesi biçimindeki nihilizm tanımı, Heidegger açısından bakıldığında nihilistik bir karakter arz etmektedir. Zira Heidegger’e göre, Varlık’ın bir değer olarak görülmesi nihilizmin en ileri formuna ulaştığının göstergesidir. Nietzsche’nin, Varlık’ı değer olarak düşünmesinin nedeni, Heidegger’e göre, tam da onun düşüncelerinin, nihilizmin söz konusu aşırı formunu barındırmasından kaynaklanmaktadır. Daha önce de işaret ettiğimiz üzere, Heidegger için nihilizm Varlık’ın unutulmasıdır. Şüphesiz Heidegger, Varlık’ın unutulmasını yine Varlık’ın takdiri (Varlık’ın kendini gizlemesi) olarak gördüğü için nihilizme doğrudan bir karşı çıkışın anlamsızlığını kabul eder, fakat bu, onun, nihilizmi olumladığı, Varlık’ın gizlemiş olduğu yüzünü göstermeyeceğini düşündüğü anlamına gelmez.

Son olarak Vattimo, Heidegger’in, nihilizmin üstesinden gelmeye yönelik Nietzscheci çabanın nihilistik olarak kalmasının da temel nedeni olarak gördüğü güç istenci öğretisinin, öznellik nosyonunun farklı bir biçimini sergilediğine ilişkin değerlendirmesini gözden kaçırır. Vattimo’nun, çağımızın ilk radikal anti-hümanist düşünürü olarak nitelediği Nietzsche, Heidegger’e göre, güç istenci ve üst insan nosyonlarıyla öznelciliğin ve nihilistik düşünme biçiminin ulaşmış olduğu en ileri noktada durmaktadır.

Hazırlayan: Göker Makaskıran