Marx ve Bonapartizm

marx - bonapartizm 2

Marx’ın, burjuvazinin güçsüz kaldığı ve devletin toplumsal sınıflardan görece özerkleştiği bir siyasal manzarayı tasvir etmek için kullandığı Bonapartizm kavramı Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i adlı eserinde geçer. Bu kavram, sonradan, Marksist literatürde burjuva demokrasisi ile faşizm arasındaki geçiş dönemlerinde ortaya çıkan ara rejimleri tanımlamak amacıyla sıklıkla kullanılmıştır. Marx’ın Bonapartizm veya Bonapartist rejimle ilgili söylediklerini özetlemeden önce Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i kitabının öneminden bahsetmek gerekir.

Engels, Joseph Bloch’a yazdığı 21 Eylül 1890 tarihli mektubunda, Marx’ın Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i kitabını maddeci tarih kuramının en parlak uygulaması olarak değerlendirmiştir. Marx, kitaba yazdığı önsözde “Fransa’daki sınıf mücadelesinin, sıradan ve gülünç bir kişiliğin kahraman rolü oynamasını mümkün kılan koşulları ve ilişkileri nasıl yarattığını gösteriyorum” diyor. Yine Marx, 18 Brumaire’in başında tarihsel maddeciliğin temel aksiyomunu şu sözcüklerle açıklıyor: “İnsanlar tarihlerini kendileri yaparlar, ama onu serbestçe seçtikleri parçaları bir araya getirerek değil, dolaysızca önlerinde buldukları, geçmişten devreden verili koşullarda yaparlar.” Bu cümlede tarihin, kişilerin özgür iradelerinden çok, verili koşullar tarafından “üstbelirlenmesine” (over-determination) önem verilmesi dikkate değerdir. Marx, kitapta, bir dönemin ve tarihsel durumun “ilişkisel bir bütün olarak” yapısını ve iç işleyişini (modus operandi), bir haritalama titizliğiyle ortaya koyuyor: Marx’ın ele aldığı biçimiyle toplum, iç çatışmaları bir olanaklar yelpazesi sergileyen dinamik bir sistemdir – sınıf mücadelelerinin şu ya da bu biçim alacağı önceden belirlenemez.

Bu temel bilgilerden sonra Bonapartist rejimlerin özelliklerini Marx’ın çalışmasından ve Marksist literatürden yararlanarak şöyle özetleyebiliriz:

Engels, Marx’a gönderdiği 13 Nisan 1866 tarihli mektupta Bonapartizmden “modern burjuvazinin gerçek dini” olarak bahseder. Bunun nedeni, yürütme organın bir kişide toplandığı ve toplumsal sınıflar karşısında tarafsızlık görünümü kazandığı bu rejim, sınıf mücadelesinin yükseldiği koşullarda sermayenin korporatif çıkarlarını kolay yoldan gerçekleştirir. Marx’a göre, Bonapartizm, iki temel sınıfın birbirine üstün gelemediği, sınıf iktidarındaki boşluk durumunda ortaya çıkan ve kapitalizmin gelişimi önündeki engelleri kaldırma yönünde bir işlev üstlenen ara rejimdir. Nicos Poulantzas, Bonapartist rejimi, kapitalist devlet biçiminin temel bir özelliği olan iktidar blokunu yeniden kuran, hegemonik sınıfın egemenliğini sağlayan ve toplumsal sınıflardan görece özerkliğe sahip olağanüstü bir devlet biçimi olarak değerlendirir.  Buna göre, bonapartizm, burjuvazinin toplumsal iktidarını sürekli kılmak için siyasal iktidardan zorunlu olarak ödün vermesi anlamına gelir. Bonapartizm burjuvazinin sınıf iktidarı olarak güçsüz olduğu koşullarda devlet aygıtını büyütüp güçlendirmeye hizmet eder. Belki de en önemli unsur Bonapartist rejimlerin iç savaşın gündemde olduğu koşullarda ortaya çıkmasıdır – milli birlik adı altında, şovenist politikalar yoluyla yerel burjuvazinin ve eşrafın güçlenmesine zemin hazırlar.

Notlar:

– 18 Brumaire, Fransız İhtilâli’nden sonra benimsenen yeni takvime göre, I. Napolyon’un  Cumhuriyet kurumlarına karşı gerçekleştirdiği hükümet darbesinin olduğu gündü : Kullandığımız takvime göre 9 Kasım 1799.

– Kitaptaki tarihsel olayların arka planını anlamak bakımından Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i kitabı, yine Marx’ın yazdığı Fransa’da Sınıf Mücadeleleri ve Fransa’da İç Savaş kitaplarıyla birlikte okunmalı.

Yararlanılan Kaynaklar:

– Karl Marx, Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i, çev.Tanıl Bora, İletişim Yayınları.

– Karl Marx, Fransız Üçlemesi, çev. Erkin Özalp, Yordam Kitap.

– Nicos Poulantzas, Faşizm ve Diktatörlük, çev.Ahmet İnsel, İletişim Yayınları.

Yazan: Göker Makaskıran