Bugünkü Avrupa’nın Temeli: Feodalite

c010

Avrupa-merkezci ve doğrusal tarih yanlılarının (tarihselcilerin) tüm iddialarına rağmen, feodalite tamamen Avrupa coğrafyasına özgü bir toplumsal formasyondur. Feodalite bir üretim tarzı olmasının ötesinde siyaset ve ekonominin atomize olduğu bir tarihsel dönemin adıdır. Feodal dönemde, Avrupa’da siyasal merkezlerin gücü azalmış, iktidar yerel güç odaklarınca paylaşılmıştır. Ekonomik yapılar da birbirleriyle temasları az olan kendilerine yeterli birimler halinde örgütlenmek durumunda kalmışlardır.

Feodalitenin en önemli yanı, atomize olan siyasal ve ekonomik güç odaklarının, bu güçlerini devletten değil, bizzat kendilerinden almalarıdır. Asya ve Ortadoğu’da zaman zaman rastlanan merkezkaç hareketleri feodal hareketler olarak kabul edemeyişimizin nedeni aslen budur. Batı Avrupa’nın feodal dönemi hariç, merkazkaç unsurlar, iktidarlarını, ne kadar zayıflamış olursa olsun bir merkezi devletten almışlardır. İnsanlar arasındaki tüm siyasal ve ekonomik ilişkilerin merkezi bir devletin koyduğu kurallara göre değil de, sözleşme esasına göre yapılır olmasının temelini bu özerklik olgusunda aramak gerekir.

Doğu’nun merkezi devletlerinin birer imtiyaz dağıtma mekanizması olarak kalmalarına karşın, feodal dönemi yaşamış Batı Avrupa, hem iktidarın kaynağını insanlar arası bir sözleşme teorisine dayandırabilmiş, hem de haklar düşüncesini imtiyazlar düşüncesinin önüne geçirebilmiştir. Bu bağlamda toplum ve iktisat birer Batı icadıdır. Doğu’da elbette toplum vardır ama “kendinde” toplum vardır, “kendisi için” değil : Haklar felsefesiyle vatandaşa dönüşememiş “uyruk” olarak kalmıştır. Aynı zamanda “iktisat/ekonomi” çok uzun süre doğamamış, imtiyazlarla ayakta duran “geçim” ya da “geçim ekonomisi” olarak kalmıştır.

Not: Bu kısa yazı Mehmet Ali Kılıçbay’ın “Uyruktan Vatandaşa Geçimden İktisada” kitabından alıntıdır.