Kültür ve İktidar

burdiyö

“Kültür, insanlar arasındaki iletişimin ve etkileşimin zeminidir ama aynı zamanda bir tahakküm kaynağıdır. Dil, din ve bilim başta olmak üzere bütün simgesel sistemler, gerçeklik algımızı ve davranışlarımızı şekillendirerek toplumsal hiyerarşilerin tesisine ve idamesine katkıda bulunurlar. Kültür, bireyleri ve grupları kurumsallaşmış hiyerarşilere bağlayan pratikleri dolayımlar ve iktidar ilişkilerini doğallaştırır. Dahası, siyasal çekişmeler kültürel formlar kılığında temayüz eder: Siyasal çıkarlar çoğu zaman kültür savaşları biçiminde toplumsal uzamda yer bulurlar. Ekonomik temelden doğan sınıf karşıtlıkları kültürel karşıtlıklar, yani yaşam tarzları biçimine aktarılır/kodlanır. Toplumları siyaseten yönlendiren iktidar blokları, alt sınıfların plebyen eğilimlerini pratikte uygulamaya koyamayacak olsalar da, bunları kültür siyasalarına dönüştürerek (ahlaki söylevler, günah keçisi yaratma, aşırı milliyetçiliği körükleme vb.) alt sınıfların öfkelerini – ekonomik çıkarları ve iktidar ağlarını bozmadan, iktidar bloğunun denetimi altında – dile getirmelerini sağlayıp düzeni devam ettirmeye çalışırlar. Yani kültür savaşları (yaşam tarzı mücadeleleri) yerdeğiştirme ve yoğunlaşmaya uğramış sınıf mücadeleleridir.”

Not: Bu kısa metin David Swartz’ın “Kültür ve İktidar: Pierre Bourdieu’nün Sosyolojisi” kitabından alıntıdır.