Sartre ve Camus’de Saçma Kavramı

sartre & camus

Saçma (absürd), felsefede varoluşçuluğu karakterize eden bir kavram olarak, Sartre’da insan yaşamı ve varoluşunun anlamsızlığı, Camus’de ise bize eylemden başka bir seçenek bırakmayan durumumuzun tutarsızlığı olarak ortaya çıkar. Sartre, iki tür saçmadan söz eder; birincisi, şeylerin oldukları gibi olmaları ve bunun dışında bir şey olmamaları; ikincisi, şeylerin olumsal (contingent) olmaları yani zorunlu olmamalarıdır. Sartre için saçma, bizim sürekli anlamlandırmak zorunluluğu içinde olduğumuz bir dünyada yaşamamızdan kaynaklanmaktadır. Aslında varlığın temeli hiçliktir; tüm anlamlandırmalar özünde zorunlu bir anlam barındırmayan karşılaşmalara ve rastlantılara bağlıdır. Saçmanın kendisi de bu hiçliğin kavranmasından doğar.

Saçma (absürd) kavramı üzerine daha çok Camus yazmıştır. Camus, varoluşçu olmadığını söylese de dünyanın anlamsızlığı ve amaçsızlığına yönelik düşünceleri varoluşçularla benzerlik taşır. Camus, saçmayı modern bireyin bir özelliği olarak görür. Modern birey, mekanik hale gelmiş bir düzen içinde yaşar ve bu yapay, mekanik düzen onun varoluş potansiyellerini sınırlar. Camus’ye göre saçmalık dört ayrı aşamada ortaya çıkar: Birinci aşamada, mekanik ve yapay bir düzende yaşayan insan, bir gün (özellikle tüm yaşamını altüst eden bir olay karşısında ya da daha önce önemini kavrayamadığı bir ayrıntıya takılarak) bu yaşamın amacını sorgulamak zorunda kalır ve hiçbir cevap bulamaz. İkinci aşamada, zamanın hızla akıp gittiğini görür ve telaşa kapılır. Üçüncü aşamada olaylara ve insanlara karşı yabancılaşır; son aşamada ise ölümlü olduğunun bilinciyle ya yaşamını değiştirir (saçmayı bastırır) ya da olayların akışına teslim olur (saçmanın egemenliğinde yaşar).

Sartre ile Camus’nün saçma anlayışları farklıdır. Camus’de saçma, dünya ile insanın rasyonel istekleri arasındaki aşılmaz aralıktan doğan kötümserliktir. Oysa Sartre’da varlığın ve varoluşun özüdür ya da bu özün olmamasının kavranmasından doğan bunalımdır. Sartre, dünyayı temelden saçma olarak görürken (bu düşüncesini  1960’larda kendisini Marksist olarak niteledikten sonra savunmamıştır); Camus, dünyanın özü gereği saçma olduğuna inanmaz, absürd oluşunu insanın bilincine bağlar. Camus’ye göre, absürd insan, yaşamaya değmeyecek bir hayatı yaşanır kılmaya çalışan insandır. Kendini gerçekleştirmenin yollarını arar ama çevresine karşı yabancılaşır ve sonunda başkaldırmak zorunda kalır.

Yararlanılan Kaynaklar:

– Alasdair Macintyre, Varoluşçuluk, Paradigma Yayınları

– Ali Osman Gündoğan, Albert Camus ve Başkaldırma Felsefesi, Birey Yayınları

Yazan: Göker Makaskıran