Pierre Leroux’da “insan” ve “yurttaş”

lerouxpic

Aşağıdaki metin, Laurent Fedi’nin Le Télémaque dergisinin 2001 yılında yayımlanmış 19. sayısında yer alan ve  Fransız filozof Pierre Leroux’da “insan” ve “yurttaş” kavramlarını incelediği çalışmasından seçilmiş kısa bir bölümün çevirisidir. 

***

Görünüşe göre, Leroux’da “yurttaş” sözcüğünün iki kullanımına karşılık gelen iki ayrı anlam fark edebiliyoruz. “Yurttaş” dar anlamda, siyasî-tüzel bir varlığı, eşit oldukları ilan edilmiş bireylerin bir sözleşmeye bağlanmış birliğine ilişkin hukukun öznesini belirtmekte. Bu soyut bakış açısı, “yurttaş-insan”ın onu hem aydınlatan hem de kaynaştıran sosyo-antropolojik mefhumuyla tamamlanmalı:

“İnsan, türdeşiyle ilgili bir hissi olmaksızın ne onun huzurunda bulunabilir ne de onunla sözleşme yapabilir; oysa yurttaşın ideali diğer tüm insanları sevmek ve bu iyilikseverliğe, bu sevgiye uygun biçimde davranmaktır.”[1]

“Yurttaş”, kelimenin biraz beklenmedik bir kullanımına göre, insan doğasının potansiyel muhteviyatını kardeşlik (dostluk) vasıtasıyla yaşama geçiren kişidir. Bu perspektif dahilinde, siyasete antropolojik ve hattâ psikolojik bir ereklilik tahsis edilmekte:

“Siyasetin amacı her insanın mümkün mertebe “eksiksiz” yani anlak, his ve duyumun bir bileşiği olmasını sağlamaktır.”[2] 

“Psikolojik formül” üçlemesi [3], terimlerin her birinin şu kategorilerden birine, yani, özgürlüğün duyuma, kardeşliğin hisse ve eşitliğin de kavrayışa gönderme yaptığı cumhuriyetçi şiarda realize edildi. Cumhuriyetçi şiar, yalnızca biçimsel olmak bir yana, son derece insanî bir gerçekliği ifade eder ve en azından ülküsel anlamda insanın, yetilerinin somut kullanımında tamamlandığı bir ufka atıfta bulunur.     

Leroux’ya göre aynı şiarın dikey bir anlamı da mevcuttur: bu terimlerini “özgürlük, kardeşlik, eşitlik” ardıllığına göre düzenleyerek, insanlığın müteakip çağları boyunca evrimini alegorik şekilde ifade etmeyi başarır. Leroux, Comte gibi, çocukluk, gençlik ve olgun yaştan geçişi, kolektif dönüşüme olduğu kadar, gelişimin iki süreci arasında bulunduğu varsayılan biçimsel bir türdeşlik gereğince, bireyin gelişimine de uygular [4] (Comte bu doğrultuda daha öteye gider zira ona göre türdeşlik, İnsanlık’ın zihinsel ve duyuşsal niteliklerle donatılmış bir makro-bireye benzeşimiyle doğrulanmıştır [5]). Ancak Leroux’ya göre bu gelişimin yönü “Üç Hal Kanunu”na hiçbir şey borçlu değil. Üç “kast” rejiminin sorgulanması, tarihe damgasını vurdu: bireyler aile, yurt ve mülkiyet kastlarından kurtuldu ve sırasıyla özgürlüğe, kardeşliğe ve eşitliğe kavuştu.  

Leroux, insan türünü “bölen” her şeyi belirtmek için “kast”tan söz eder [6]. “İnsanları düşman ya da birbirlerine karşı ilgisiz sürüler halinde ‘ağıla sokan’ her şey”[7], kısacası, İnsanlık’taki her “parçalanma”[8] bir kast rejimine yöneltir. Leroux’ya göre, zaman, mekân ya da şeyler gereğince üç parçalanma biçimi mevcuttur: bireyler insan soyuyla değil de özel bir soyağacıyla övünmek istediğinde aile kastlarına; uluslar birbirlerini görmezden geldiklerinde veya birbirlerine kin beslediklerinde yurt kastına; toprak bölüşümü ya da üretim araçları sefalete yol açtığında ise mülkiyet kastlarına işimiz düşer. Şu halde “kast”, özel olanın hüküm sürmesidir; bireyler “sınırsız bir genelleştirme”ye erişmek için bundan bağımsızlaşmalıdır:   

“İnsan zihni, mekânın ve zamanın tüm bariyerlerini yıktıkça sınırsız bir genelleştirmeye erişti: Tüm insanlar için tek bir Tanrı, herkese barınma yeri ve miras olarak toprak; birkaç soyun mensubu olmuş tüm önceki nesiller ise her birimizin ataları.”

(…)

“Vaktiyle çok sayıda mecraya bölünmüş olan İnsanlık, bugün bize tek bir bütün gibi görünmekte. Antik dönem insanı, tekil tanrıları ve diğerlerinden yalıtılmış soyuyla, kendisini nehir akıntısında bir dalga gibi hissediyordu: modern insan ise tek Tanrısı ve dayanışma içerisindeki insan türü ile, bir okyanusun parçası gibi hissediyor kendisini.”[9]  

Tarihsel Hukuk akıl tarafından yönlendirilmiş olsa bile yalnızca eksik ve değiştirilebilir bir yurttaşlık tesis edebilirken, bir olgu olarak kabul edilmiş “insan türünün birliği” daha sağlam ve daha temel bir hukuk kurmaktadır:

“Eğer bugün, XIX’uncu yüzyılda, sitede eşitliğe inanıyorsak, bunun nedeni öncelikle tür içerisindeki eşitliğe inanıyor olmamızdır. Bugün sitenin sağladığı hukuk, insanın daha genel mahiyetteki hakkına, ezelden beri/esas olarak bildiğimiz hakka akıl tarafından dayatılan ve böylelikle de şeylerin mevcut doğası ve İnsanlık’ın mevcut koşulları üzerine kurulmuş bir sınırlama sadece.”[10]  

Kuşkusuz ki Leroux burada “insanın” haklarından bahsediyor fakat “insan”ı “yurttaş”tan ayırmayı da reddetmekte. Fransız Devrimi, diye anlatıyor Leroux, (ilk olarak) Voltaire’den ve (ikinci olarak) Rousseau’dan ilhamla, insanı da yurttaşı da yüceltti ancak tek yaptığı, onları anayasaların giriş bölümlerinde yan yana koymaktı: şu anda söz konusu olan, onları birleştirmek. [11] 

————————————————————————-

[1] P. Leroux, De l’Égalité (Eşitlik Üzerine) [1838], Paris-Cenevre, Slatkine Reprints, 1996 (B. Viard’ın önsözüyle), s. 85.
[2] A.g.e, s. 204.
[3] P. Leroux, De l’Humanité (İnsanlık Üzerine) [1840], M. Abensour ve P. Vermeren (ed.), Paris, Fayard (Fransızca dilinde felsefî eserler külliyatı), 1985, s. 130.
[4] Bu tema, “Aux philosophes” (Felsefecilere) bölümünde geliştirilmiştir. Aktarılan yayın: P. Leroux, Aux philosophes, aux artistes, aux politiques. Trois discours et autres textes, (Felsefecilere, Sanatçılara, Siyasetçilere. Üç söylev ve diğer metinler) J.-P. Lacassagne (ed.), Paris, Payot (Siyaset eleştirisi), 1994 (M. Abensour’un sonsözüyle), s. 80.
[5] Krş. A. Comte, Catéchisme positiviste (Pozitivist İlmihal) [1852], Paris, Flammarion, 1966, s. 125.
[6] “Bölen bir şey her zaman bir kötülüktür.” Krş. Aux philosophes…, s. 131.
[7] De l’Égalité, s. 332. Krş. “Castes” (Kastlar) maddesi, Encyclopédie Nouvelle (Yeni Ansiklopedi) [1834-1841], J.-P. Lacassagne (ed.), Cenevre, Slatkine Reprints, 1991, 8. cilt, t. III, s. 303-311.
[8] De l’Humanité, s. 143.
[9] De l’Égalité, s. 342.
[10] A.g.e., s. 163.
[11] Krş. “Culte” (Kült) maddesi, Encyclopédie Nouvelle, t. IV, s. 147-166.

Kaynak: www.cairn.info/revue-le-telemaque-2001-1-page-47.htm#no7

Görsel: Wikipedia

Çeviri: Banu Barış