Deleuze’ün Felsefesine Giriş

deleuze                                                                                                                                                                                                                            Deleuze’ün çalışmaları tarihsel olarak üç evreye ayrılarak incelenebilir. 1950’lerden 1970’lere kadarki dönemde, felsefi gelenekten gösterdikleri sapmalardan dolayı önemli bulduğu kimi felsefeciler (Hume, Nietzsche, Bergson, Spinoza) hakkında monografiler yazan Deleuze tüm felsefe tarihini başka bir biçimde okuyarak kendi felsefesinin unsurlarını biçimlendirmeye başlamıştır. 1960’ların sonunda yazdığı ‘Farklılık ve Tekrar’ ve ‘Anlamın Mantığı’ adlı kitaplarıyla kendi “içkinlik” (immanence) felsefesinin temellerini atmıştır. 1970’ler ve 1980’lerin başında Guattari ile ortak çalışmaları ‘Kapitalizm ve Şizofreni’nin iki cildi yayımlanır : Anti-Ödip ve Bin Yayla. Yine ikilinin Kafka üzerine yazdıkları inceleme Deleuze’ün edebiyat üzerine yazacaklarının habercisi olur. 1980’lerde sanat üzerine (sinema, resim, edebiyat) eğilir ve bu yönde eserler verir. 1991’de yeniden Guattari ile birlikte yazdığı, Deleuzyen felsefenin özeti sayılabilecek ‘Felsefe Nedir?’ adlı kitap yayımlanır.

Deleuze’ün felsefeciliği, özne ve kimliğe ayrıcalık tanınan aşkınsal felsefeden uzaklaşarak özneye tabi olmayan, kendinde-farklılığın öncel olduğu, içkinlik prensibiyle hareket eden “aşkınsal amprisizm” olarak da adlandırılabilen içkinlik felsefesine doğru yol almıştır. Deleuze, felsefe tarihinde Tanrı’nın gerçeklik ile özdeş ve ona içkin olduğu bir anlayış olan aşkınsalcılığın (transandantalizm) karşıtı olarak kullanılan içkinlik kavramını, dışsal/aşkınsal bakış açısına sahip olmayan, kendisini dışındaki bir temele veya bir ideal düzleme tabi kılmayan her türlü düşünüş tarzını kapsayacak biçimde genişletir.

Deleuze’ün içkinlik felsefesinin önemli unsurlarından biri Platon’daki biçim/madde ayrımından itibaren, değişen kavram ikilileriyle felsefi düşünceye hakim olan ikiciliğe (düalizm) meydan okumadır. İkici düşünüş, Descartes’ın tözü ikiye bölerek ürettiği zihin ve beden ikiliğinin de temelini oluşturur. İkicilikle mücadele bakımından Deleuze’ü en çok etkileyen düşünür Spinoza ve onun töz anlayışıdır. Spinoza’ya göre, Varlık hem tözü hem de töz tarafından üretilen her şeyi kapsar; dolayısıyla sonlu ve sonsuz olarak ikiye bölünmez. Tözün sonsuz sıfatı vardır ve ne tözün sıfatlar üzerinde ne de sıfatların birinin diğeri üzerinde herhangi bir önceliği ya da üstünlüğü yoktur. Töz ya da Varlık tektir, dolayısıyla sıfatlarına sayısal olarak değil, niteliksel yani biçimsel olarak denk gelir.

Spinoza’da tözün tekliğine bağlı olarak ortaya çıkan zihin/beden paralelliği Kartezyen zihin/beden ikiciliğine güçlü bir karşı koyuştur. Spinoza zihin ve beden arasındaki ilişkide hem nedensellik hem de üstünlük varsayımlarını reddeder ve yaptığı, formülü tersine çevirip zihni bedene tabi kılmak da değildir. Zihin-beden dikotomisinin ortadan kalktığı, güç ve duygu kavramlarıyla şekillenen Spinozist beden tarifi Deleuze’ün Kartezyen özne eleştirisinin temel kaynağını ve göçebe özne kavramlaştırmasının özünü oluşturmuştur.

Deleuze, Guattari ile birlikte yazdıkları, ‘Kapitalizm ve Şizofreni’nin ilk cildi olan Anti-Ödip’te, bu arka plandan yola çıkarak psikanalizin eleştirisine yönelir. Psikanaliz, arzunun otantik deneyimini bastırmak ve disipline etmek isteyen toplumsal kuvvetlerin kurumsal ve söylemsel kolu olarak işlev görmüştür. Psikanaliz eleştirisinde temel mesele arzunun kavramlaştırılmasıdır: Deleuze ve Guattari’ye göre, arzu bireysel değil toplumsal kaynaklıdır. Arzu eksikliği/yokluğu imleyen bir negatiflik olarak ele alınamaz; arzu, olumlu, etkin ve üretken bir güçtür. Psike, içkin bir arzu çevrimi kurmaktadır. Bu içkinlik, özneleri temel alan temsil sistemiyle açıklanamaz; arzu bir akış ve yönsüz bir oluştur (becoming). Deleuze ve Guattari’ye göre psikanaliz, arzunun kendisini değil, yalnızca tarihsel-özgül bir türünü yani kapitalist toplumdaki konumunu yansıtmaktadır.

Kaynak: http://openaccess.bilgi.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11411/128/Feminist%20Felsefe%20ve%20Deleuze.pdf?sequence=1&isAllowed=y