Cumhuriyet ve Demokrasi

Cumhuriyet ve demokrasi kavramları, etimolojik açıdan aynı olguya atıf yaparlar. Cumhuriyet, “halka ait olan” (res publica) anlamına gelirken, demokrasi “halkın iktidarı”nı ifade eder. Bu yakınlık ancak aynı olmama, iki kavramın tarihsel serüveni içinde birbirlerine yaklaşıp uzaklaşmalarının ipucunu verir. Esasında demokrasi bir yönetim biçimiyken, cumhuriyet bir devlet biçimidir. Cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının her ikisi de Antikçağ’ın…

Jacques Rancière ve Politika

Ranciere için politika, temel düzeyde estetikle ilgili ontolojik bir meseledir: Politikanın temelinde zamanın ve mekanın, görülür ve görünmezin, söz ve gürültünün dekupajı olarak estetik bir paradoksal açığa vurma / yarılma bulunur. Polis düzeninde (işlevlere ayrılmış ve hiyerarşik bir organizma olarak tasvir edilen korporatist toplum tasavvuru) sayıma dahil edilmeyenlerin, görünür olmayanların kendilerini – temsiliyet bağını da…

Küresel-Akışkan Dünyada İnsan Tipleri

Zygmunt Bauman’a göre, belirsizlik, güvensizlik ve riskin ön plana çıktığı akışkan küreselleşme çağında 5 insan tipi görünürlük kazanmıştır : 1) Turist : Turizm, küreselleşme çağının en önemli özellikleri olan hız ve akışkanlıktan en fazla beslenen alandır. Diğer yandan, üretimden çok tüketime odaklanmış günümüz kapitalizminin en güzel örneğini ekonomilerde kar marjı giderek büyüyen turizm sektörü oluşturur.…

Claude Lefort ve Demokrasi

Fransız düşünür Claude Lefort için siyaset, tarihsel-toplumsal bir varlık olan insanın tarihi yapma alanıdır; siyaset moderniteyle birlikte dinden bağımsız ve toplumsal sistemde özerk bir alan haline gelmiştir. Bunun nedeni, din ve dünya işlerinin ayrılmaya başlamasından doğan modernitenin, Lefort’un “demokratik devrim”  adını verdiği gelişmelere yol açmasıdır. Demokratik devrim, Lefort’un “kesinlik işaretlerinin yok oluşu” dediği ve iktidarın…

Sartre ve Camus’de Saçma Kavramı

Saçma (absürd), felsefede varoluşçuluğu karakterize eden bir kavram olarak, Sartre’da insan yaşamı ve varoluşunun anlamsızlığı, Camus’de ise bize eylemden başka bir seçenek bırakmayan durumumuzun tutarsızlığı olarak ortaya çıkar. Sartre, iki tür saçmadan söz eder; birincisi, şeylerin oldukları gibi olmaları ve bunun dışında bir şey olmamaları; ikincisi, şeylerin olumsal (contingent) olmaları yani zorunlu olmamalarıdır. Sartre için…