Leo Strauss ve Politik Felsefe -2-

Leo Strauss’a göre, felsefenin politizasyonu, yani filozofun mağaranın dışına çıkarak hakikati aramaktan vazgeçip, mağaranın içini tanzim etme (yeni bir politik düzen icat etme) adına düşüncelerini kamusal bir güç kılma çabası, olan ile olması gereken arasındaki uçurumun derinliğinden duyulan rahatsızlıktan doğar. Modernitenin ilk dalgası içinde yer alan düşünürler (Machiavelli, Hobbes ve Locke) insanın politik yaşamını akıl…

Leo Strauss ve Politik Felsefe -1-

Leo Strauss, modern politik felsefe geleneğini modernleşme dalgaları olarak adlandırdığı üç düşünce çizgisi bağlamında ele alır. Machiavelli ile başlayan, Hobbes ve Locke’un düşüncelerinde sistematik hale gelen ilk dalga, liberalizm ile neticelenir. İlk dalgaya tepki olarak Rousseau ile başlayan ve Hegel’in tarih felsefesiyle en belirgin biçimine kavuşan ikinci dalga, komünizme kapı açar. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinde…

Marx ve Bonapartizm

Marx’ın, burjuvazinin güçsüz kaldığı ve devletin toplumsal sınıflardan görece özerkleştiği bir siyasal manzarayı tasvir etmek için kullandığı Bonapartizm kavramı Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i adlı eserinde geçer. Bu kavram, sonradan, Marksist literatürde burjuva demokrasisi ile faşizm arasındaki geçiş dönemlerinde ortaya çıkan ara rejimleri tanımlamak amacıyla sıklıkla kullanılmıştır. Marx’ın Bonapartizm veya Bonapartist rejimle ilgili söylediklerini özetlemeden önce…

Spinoza ve Deleuze’den İlhamla: İçkinlik Düzlemi

Spinoza’nın, töz – öznitelik (attributum) – varolma biçimleri (modus) kavram üçlüsü Deleuze’ün “içkinlik düzlemi” (plane of immanence) anlayışının temelini oluşturur. Spinoza’da varlık hiyerarşi içermez – töz, dağılarak (clinamen) modus’lara yerleşmiştir; bu yüzden bütün içinde “namevcut neden” (absent cause) olarak merkezsiz yapıya hayat verir. İçkinlik düzlemi bu merkezsiz yapının adıdır. İçkinlik düzleminde tekillikler (singularity) varolma eğilimlerinin…

“Histerinin Ruh Sağaltımı”nda Dil ve Anlatısallık -III-

XI Freud, ruhsal malzemenin katlandığı bu iki biçim ile ilgili olarak sağaltım esnasında temalar oluşturmak diye bir işleme başvurduğunu söyler. Buna göre temalar, “benzer anılar[ın] doğrusal [lineer, kronolojik] diziler halinde derleme biçimindeki gruplamalar”dır (339). Anlatım kuramının terimleri ile konuşacak olursak, Freud’un buradaki işlemi, aynı çatı kavram [cover word] altındaki çekirdeklerin [kernels] bir araya getirilmesidir (Barthes,…

Carl Schmitt’in Liberal Demokrasi Eleştirisi

Carl Schmitt, liberal demokrasiyi eleştirirken liberalizm ve demokrasi kavramlarını birbirinden ayırır ve demokrasiyi kendine özgü biçimde tanımlar: Demokrasi temelde halkın türdeşleşmesi ve temsilinden ibarettir. Schmitt, liberal demokraside temsil kavramının somutlaştığı mekan olarak parlamentonun yerine halkın temsilini Führer’de (lider ya da şef) arar. Bunun nedeni parlamentarizmin kamusallık ve müzakereden oluşan iki temel özelliğini kaybetmiş olmasıdır. Parlamentolar…

“Histerinin Ruh Sağaltımı”nda Dil ve Anlatısallık -II-

VI Psikanalizin bu çabasını olanaklı kılmada ve sonuç almasını sağlamada belki de en önemli role sahip olan soykütüğün -ki anlatı kuramcılarının öykü dedikleri bir bağlılaşımlar ağıdır bu- Freud’un külliyatı içindeki belki de en erken tarihli tanımına gene bu metinde rastlıyoruz. “Normal egodan daha aşağı olması gerekmeyen bir zekanın egemenliği” (338) diye bahseder bundan: “Hastanın bilincinin…